İKİ LİDER BİR KAPIŞMA 

Dora günün akşama döndüğü saatte takım binasından ankasıyla çıkarken kapıda onu bir süpriz bekliyordu. Yolun başında inci beyazı bir panter besbelli onu çıkmasını gözlüyordu.

Daha yolda bir metre dahi ilerleyemeden panter önünü kesti. Karşı karşıya gelince İkiside ani şekilde durdular.

İnci beyazı panterin üst kapağı pençe gibi açıldı. İçinden kibirli bakışlarıyla Seçkin indi.

Dora daha ankasından inmeye fırsat bulamadan Seçkin yanında belirmişti. Seçkin ankaya iyice yaklaşıp Dora’ya gözlerini dikti.

Dora Seçkin’in buraya kadar gelmesini merak etmişti.

Seçkin pis bir bakış fırlayıp, “Sesinle düello yapmak istiyorum,” dedi meydan okuyarak.

Dora daha düello kelimesini duyar duymaz kaskatı kesildi. Buz gibi oldu beyni. Seçkin’e belli etmemeye çalışıp, “Bu düellolar da bitmedi gitti!” dedi. Kendi kendine mırıldanır gibi kafasını çevirdi.

“Ne o yoksa cesretin mi yok?Hâlâ cevap vermedin!”

“Sesinle neden düello yapayım ki ?”

“Sebebi çok basit! Emsalsiz Avı henüz başlamadı. Daha ilk av yapılmadan en iyinin kim olduğunun herkes tarafından bilinmesini istiyorum!”

“Ejderha Takımı’na da aynı teklifle gittin o hâlde!”

“Hayır! Önce en güçsüzünden başlamak istedim!” dedi kibirle.

“Sanmıyorum! En güçlü olduğuna inandığına gelmişsin!” dedi keskin tavırla.

Seçkin bu cevap üzerine sinirle olduğu yerde zıpladı. “Daha teklifimi kabul etmeye dahi cesaretin yok!” diye hırladı.

Dora onun bu ısrarının sebebini anlayamıyordu. Ama ‘hayır’ demeyi de gururuna yediremiyordu. “Tamam! Düello teklifini kabul ediyorum.”

Seçkin rahatlamış görünerek pis bakışlarlarinı sürdürüp, “Güzel! O hâlde hadi gidelim!” dedi hemen.

Dora şaşkınlıkla, ” Şimdi mi?” diye sordu.

“Niye bekleyelim ki?”

“İyi! Gidelim bakalım!” deyip ankasının kapağını kapattı. “Peşindeyim! Bu kadar hevesli olduğuna göre bi yer bulmuşsundur eminim!” diye ekledi ankanın içinden seslenerek.

Seçkin panterine doğru giderken, “Seni hezimete uğratmak büyük zevk olacak!” dedi yüksek sesle. Panterine biner binmez hızla yola koyuldu.

Dora Seçkin’i takip etti. Bir kaç saniye içinde hızla gözden kayboldular.

Emsalsiz’in Kalbi’nin sahil yolundan ilerleyip ücra bir yerine varmaları uzun sürmedi.

Vardıkları yer boş bir alandı. Etrafta ne bir ev, ne de insan vardı. Terkedilmiş, ıssız, sessiz düz arazide sakinlik kasvetiyle boğuyordu. Rüzgârın da etkisiyle arazinin birikmiş tüm tozları her yana dağılırken uğultusu kulakları deliyordu.

Dora arazinin diğer ucunda bekleyen Seçkin’e seslendi. “Güzel! Hadi başlayalım artık!”

“Beklemek saçmalık!” dedi tıslayarak.

Boş arazinin bir ucunda saldırıya hazır bir anka, diğer ucunda avını parçalamaya sabırsızlanan bir panter vardı.

Seçkin panterinden gelen çılgın kükremeyle Dora’ya doğru saldırıya geçti.

Dora onun hamlesini görür görmez ankasından yükselen tiz çığlıklarla hızla karşı saldırıya geçti.

Durdurulmaz şekilde iki aykırı öfkeyle karşı tarafa ilk hamleyi yapan olmak için tüm gücüyle hereket ediyorlardı.

Tüm alanda toz bulutları yükselirken karşı karşıya geldikleri anda büyük bir çarpışma sesi, kükreme ve çığlıklar etrafa dağıldı.

Panter pençesiyle ankayı parçalamak için ilk saldırıyı yapmak istedi. Ani bir refleksle anka kendini geri atıp panterin tüm gövdesini yırtarcasına gagasıyla jilet gibi kesip fırlattı.

Dora’nın bu hızlı hareketi hem yara almasını engellemiş hem de Seçkin’e sağlam bir yara açmasını sağlamıştı.

Seçkin canının acısıyla çığlık atarken öfkeden deliye döndüğü partnerinin kükremesinden anlaşılıyordu.

Seçkin, kan ve kıvılcımlar saçan partneriyle hiç düşünmeden  tekrar saldırıya geçti. Sivri keskin dişlerini ankanın gövdesine bıçak gibi sapladı.

İkisinin arasında artık tam anlamıyla bir av yaşanıyordu.

Birbirini parçalamaya daha saldırgan şekilde haraket etmeye başlamışlardı ki, başka bir öfkeden deliye dönmüş korkunç büyüklükte bir ses, “DUURRUUNNNN!” diye haykırdı.

Dora ve Seçkin gelen haykırışla saldırmayı bırakıp sesin geldiği yöne baktılar. Karşılarında Takım Yöneticileri tam kadro oradaydı. Biraz arkalarında Ejderha Takımı Lideri Onur belirdi.

Zafer Bey çılgına dönmüş sesle, “SİZ İKİNİZ NE HALT  ETTİĞİNİZİ  SANIYORSUNUZ !!! EMSALSİZ’DE  BÖYLE  BİR  ŞEYE  ASLA  YER  YOK !!! AV  ALANLARININ  DIŞINDA AYKIRILARINIZLA  ASLA  YARIŞAMASSINIZ !!! DÜELLO YAPAMAZ  VE  SALDIRAMASSINIZ !!!”  diye bağırdı.

Galip Bey azarlama nöbetini devir alır gibi söze girip, “KURAL  DIŞINA  KİMSE  ÇIKAMAZ !” diye hırladı.

Dora ve Seçkin ilk defa aynı konuda sözleşmiş gibi aykırılarından inerek, “Abartılacak bir durum yok!” dediler.

Aynı fikirde olmaktan ikisi de tiksinir gibi birbirlerine bakıp yüzlerini çevirdiler.

Okyanus Hanım sonunda konuşmaya karar verip tartışmaya son vermek ister gibi öne çıkarak, “Bu durumu artık uzatmayalım. İlk defa yaşadığını için bir defaya mahsus görmezden gelebiliriz!” dedi Dora ve Seçkin’e bakarak. “Tabi ikincisini asla aklınıza bile getirmeyin!” dedi otoriter sesle.

Onur yöneticilerin haraketli konuşmalarının arasından sıyrılıp  Dora’ya yaklaştı. “İyi misin?”

Seçkin hemen araya girip, “Siz ikiniz fazla yakınsınız! Midemi bulandırıyor bu durum!” dedi hırlayarak.

Okyanus Hanım yüksek sesle, “Yaşananları daha fazla uzatmayalım… Yanlız şunu da aklınızdan çıkarmayın..! Böyle bir saçmalığa bir daha niyeti olan varsa Emsalsiz’in en ağır kuralları onun için çoktan hazırlanmış olacaktır! “dedi uyaran gözleriyle.

Dora, Onur ve Seçkin uyarıların ardından aykırılarına binip oradan uzaklaşırken, Emsalsiz Yöneticileri de sadece onlarda olan ağaç kütüğü biçimindeki, nefes alan yönetici araçlarına binip alanı terk ettiler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz