BÖLÜM 1

DURUM DEĞERLENDİRMESİ 

Son yapılan Emsalsiz Avı’ nın üzerinden aylar geçmişti. Kazananlar ilk sezon için belliydi… Ama hâlâ ortada yanıt bekleyen fazlasıyla sorular vardı.

Anka ve Ejderha Liderleri son avdan sonra kayıplara karışmıştı. Yöneticiler tüm imkânlarını zorlasadalar da onlara bir türlü ulaşamıyorlardı. İnsanlar neler olduğu tam olarak bilmeselerde birşeyler döndüğünden emindiler.

Anka ve Ejderha takımları bu olay yüzünden kısa süreli bir kaos yaşasalarda Takım Yöneticileri geçici bir süre için isyanı bastırmayı başarabilmişlerdi.

Panter Takımı Lideri Seçkin diğer liderlerin yokluğunda kendi takımı üzerinde baskıyı artırmakla kapmayıp av’ın ve Emsalsiz’in en iyisi kendisi olduğuna zorla hekese bunu kabul ettirmenin peşindeydi.

***

Öğlen Güneşi’nin Işıkları’nın iğne gibi deldiği Okyanus Hanım’ın odasında gergin ve esrarengiz bir hava hâkimdi. Üç yöneticide asık suratlarıyla hararetli bir tartışmanın içindeydirler.

Okyanus Hanım masasının arkasında ejdeha koltuğundan hışımla kalktı. Gergin hâlde oturan yönetici Zafer ve Galip Bey’e döndü. Delici bakışlar fırlattı.

“Yapılan hatalar çok pahalıya mal oldu! İki Lider de ortada yok!”

Zafer Bey kızgın ama mantıklıca, “Bizim hatalar degil Okyanus!” dedi.

“Bizim Zafer..! Bizim..! Eğer bu kadar kural dışına çıkılmasına seyirci kalmayıp müdehale etseydik…” dedi durdu. İkisine de gözlerini dikip bu defa pes eden sesle konuşmaya devam etti, “Tabi zamanında bir müdahaleden bahsediyorum…İşte o zaman böyle bir sonuç çıkmazdı.”

Galip Bey ayağa fırladı.

“Yaşanların sorumlusu üçümüzde değiliz! Gerçek sorumlu bunları düşünsün!”

Zafer Bey de hışımla, “Peki insanlara ne diyeceğiz? Meraklılar, sabırsızlar ve en önemlisi artık bir açıklama bekliyorlar!” dedi ayağa kalkarak.

“Gerçek bir açıklama!” diye Okyanus Hanım tamamladı.

Zafer Bey içini çekip yere baktı.

“Evet haklısın… Gerçek bir açıklama! Aylardır onları oyalıyoruz. Ama artık bir çözüm bulmalıyız. Yoksa işler içinden çıkılmaz hâle gelecek!”

“Nasıl olur da onları bulamıyoruz anlayamıyorum!” dedi Galip Bey.

“Aykırılarından ayrılar belli ki… Yoksa bir ip ucu mutlaka bulurduk!” dedi Okyanus Hanım.

“Aykırıları da kayıp! Birlikte olsalardı bir şekilde haber alabilirdik en azından..!”

Okyanus Hanım isteksizce baktı.

“O zaman onların kaybolmasına sebep olan, bütün bunların sorumlusu bulacak demektir!”

Zafer Bey gözleri yuvalarından çıkacak gibi baktı. “Dipsiz mi?” diye sordu hayretle.

“Evet O..!”

“Asla kendi isteği dışında birşey yapmaz!”

“O hâlde kendi Takım Lideri yapar!”

“Okyanus çıldırdın mı? Doruk nasıl _ _”

“Doruk?”

“Ne demek istediğimi anladın.”

“Anladım! Ama sen beni anlamamışsın! Doruk isterse bulur! Unutma en büyük zararı da acıyı da O yaşadı. Dora’yı bize yani aslında kedisine getirebilir!”

Bu sözler üzerine birden üçünün aralarında anladığı dilden bakışlarla konuşup anlaşmış görünüyorlardı.

 

BÖLÜM 2

TAKIMLAR  LiDERİ DORUK  KUZEY

Emsalsiz’in Kalbin’de gece yarısını çoktan geçmişti. Tüm şehir kendini dinlenmeye adamış gibi sokalar, caddeler bomboştu. Gecenin sessiz huzuru rüzgârın sesiyle bölünürken ince ince yağan yağmur her yanı ıslatıyordu. Islak caddelerin karanlık uğultulu sokakların ışıkları sönmüş evlerin arasında bir silüet yavaş yavaş ilerliyordu. Siyah pelerinin başlığıyla yüzü görünmeyecek kadar kafasına geçirmiş sakin adımlarla sahil yoluna doğru ilerledi.

Uzun boylu karanlık silüet Nota’nın Kalbi’ne doğru yaklaştı. Işıkları sönük olsa da kapısı açık olan Nota’nın Kalbi’ne girmek için ilerledi.

Yanıp sönen notalar dökülen kapıdan yavaşça geçerken Nota Makinası uykudan uyanarak, “Bu saatte hangi çılgın buraya gelir?” diye hamurdanarak esnedi.

Karanlık silüet içeri girince başlığını düzeltti.

Masmavi gözleri, simsiyah saçları başlığın altında havalı biçimde belirdi.

Kısa gür siyah saçlarının ardındaki gözlerinde hüzün taşıyordu.

Nota Makinası birden, “Hah..! Olamaz..! Bu kalbi tanıyorum! Daha önce karşılaştım bununla..!” diye bağırırken garsonları da uyandırmış oldu.

Uykulu gözleri, üzerinde pijamaları ile mutfak kapısında görünen iki garson gürültünün sebebini anlamaya çalıştılar.

O sırada hüzünlü bakışlarıyla adam makinaya yaklaştı.

Garsonlardan biri, “Bu saatte servisimiz yok efendim,” dedi kibarca.

Adam onları umursamadan Nota Makinası’nın önünde durdu.

“Servise ihtiyacım yok!” dedi sakin sesle.

Garsonlardan biri itiraz etmek için ağzını açmıştı ki dışarıda pencerenin önünde duran devasa siyah kurdu görünce durdu. Dikkatli gözlerle kurt’u süzdü. Gözlerini kısıp bakınca onun bir aykırı olduğu hemen anladı. Gözleri yuvalarından çıkacak gibi bakıp yutkundu. Yanında ki şişman kadın garsonu dirseğiyla dürdüp, “Takımlar Lideri!” dedi fısıldadı.

Adamı geriden takip eden aykırı kapının önüne oturup çıkmasını bekliyordu.

Garsonlar tüm dikkatlerini aykırıya verirken adam makinaya gözünü dikti.

Aykırıdan nihayet gözünü alabilen kadın garson abartılı kibarlıkla, “Buyrun efendim, size ne ikram edelim?” diye sordu. Yüzünde fazlasıyla dikkat çeken hayranlığı atmaya çalıştı.

“Takımlar Lideri Doruk Kuzey..! Sizinle tanışmak büyük mutluluk efendim! Emsalsiz Avı’nın şimdiden kazanmış kabul ediliyordunuz- -” diye hayran hayran konuşmaya devam ederken Doruk sözünü kesti.

“Nota Makinası’na ve sessizliğe ihtiyacım var!” dedi.

Gorson kadın bozuntuya vermeden aninden sessizliğe büründü.

Doruk makinaya elini dokundurur dokundurmaz Dora’nın şarkısı çalmaya başladı.

 

Bir rüzgâr esti. Dalga sesi yükseldi. Bir piyano duyuldu. En naif notaları yükselirken ipek gibi bir kadının sesi söylemeye başladı.

Mavi, göremiyorum!

Ateşin içinde bıraktım!

Asla bırakmazdın… Sen istemeseydin…

Geri alacağım seni…

Korkuyorum ama, güçlüyüm!

Yenilmeyiz!

Piyano durdu. Bu defa keman sesi yükseldi. En sert notaları kulaklara keskin bir bıçak gibi sapladı. Piyanoyla birbirlerine eşlik etti. Bu defa kadın duygulu ama daha güçlü söylemeye başladı.

Alamassam seni, bırakırım kendimi…

Ya birlikte var oluruz! Ya birlikte yok oluruz!

Güçlüyüz biz bırakmadık…

Yaş dökmeden ağlıyorum!

Hiç yenilmeyiz!

Yenilgiyi yeneriz biz…Mavi gözüm!

Kadın sunmasıyla şarkı bitti.

Garsonlar şaşkınlıktan dillerini yutmuş gibi bakarken şarkı tüm duygusallığıyla Dora’nın kalbinden alınan notalar tekrar işleniyordu.

Garsonlar çalan şarkıyı daha önce duydukları için kadın garson hatırlayarak, “Efendim bu inanılmaz! Bu şey… Asla başkasının şarkısı çalmaz… Sadece bir koşulla çalar o da şarkının sahibine en yakın kişiye..! Bu şarkı Anka Lideri’ne ait… Dora’nın! Mavi Dora Deniz’in şarkısı!” dedi. Biraz düşünceli ve hüzünlü sesle, “Tabi gidene kadar Anka Lideri!” diye ekledi.

Doruk Dora’nın şarkısını dinledikten sonra elini makinadan çekti. Düşünceyle yere baktı. Makinaya gözerini öfkeyle dikti. Tekrar elini koydu. Bu defa çalan kendi kalbinin şarkısı oldu.

Önce çılgın bir fırtına sesi yükseldi makindan… Sonra ince bir rüzgar duyuldu. Yavaş yavaş piyanodan yükselen en naif notalar yükselmeye, her yanı sarmaya başladı. Bir kaç saniye sonra kemandan yükselen en sert notalar makindan dökülüp duvarlarda yankılandı. Ardınan cümleler kelimeler birbiri ardına dizildi.

Mavi rüyam!

Yaşıyorum!!!

Bizi görmek ister miydin?

Kayıp bir başlangıç…

Kalbimi ateşe verdin Dora..!

Yok oldum!

Makindan notalar artık hem duygusallığı hem de öfkeyi yansıtarak dökülmeye başladı.

Biz yenilgiyi görmeyiz…

Yenilgi bizi görür!

Ya birlikte yok oluruz…

Ya birlikte var oluruz..!

Tekrar eden son mısralarla şarkı yavaş yavaş notaların azalmasıyla bitti.

Biten şarkıyla birlikte garsonlar birbirlerine sarılmış duygularına kapıldıkları müzikle ağlıyorlardı.

Doruk yaş dolmuş gözlerini makinadan ayırıp elini çekerken makindan bir şey fırladı.

Minik bir aykırıya benzeyen küçük bir kuş cama doğru fırlayacakken Doruk kolunu kaldırıp sağ eliyle havada yakaladı.

Garsonlar bibirine hayretle baktı.

Kadın garson, “Bu ilk defa oluyor! Makina ilk defa karşılıklı ikiliden emin ki bunu yaptı. Size bir küçük aykırı verdi… Bunun anlamı diğer tarafa ulaşmak sizin elinizde..!” dedi hayran hayran.

Doruk gözleriyle kuşu süzerken, “Bunu kimseye söylememenizi emrediyorum!” dedi kesin tavırla.

“Tabi ki efendim! Nasıl isteseniz.”

Doruk kuşu öpüp kulağına, ” Nereye gideceği ve kime gideceğini biliyosun!” diye fısıldadı.

Nota’nın Kalbin’den dışarı çıktı. Yağmurlu havada kuşu havaya kaldırıp fırlatır gibi attı gökyüzünüzüne doğru. Kuş ışıklar saçarak havada koybolana dek onu izledi.

Doruk onu dakikalardır yanında hazır ol da bekleyen aykırılarısının başını okşadı. Bir yandan gözlerini gökyüzüne dikmiş, “Çabuk git ve hemen bul onu!” diye konuştu kendi kendine.

Garsonlar açık kapıdan Doruk’u seyrediyorken Doruk siyah pelerinin başlığını yüzüne kadar çekip geldiği yoldan geri dönmeye başladı. Karanlık yolda aykırısı peşinde gözden koyboldu. Garsonlar birbirlerine şaşkın ve bir o kadar sorgu dolu bakışlar fırlattı.

 

BÖLÜM 3

AV TAKIMLARI 

Güneşli bir güne uyanan Emsalsiz’in Kalbin’de artık hiç bir şey eskidi gibi değildi.

Anka Takımı’nda Dora gittikten sonra çok şey değişmişti. Aynı durum Onur gittikten sonra Ejderha Takımı için de geçerliydi. Aynı kalmayı başaran sadece Panter Takımı gibi gözükse de dikkatli gözler orada da çok şeyin değiştiğini rahatlıkla görebiliyordu.

Anka Binası’nda Korhan mermer merdivenlerden gülümseyen yüzüyle indi. Karşıda antreman binasının önünde onu bekleyen Damla’ya doğru yürüdü.

Damla kollarını iki yana açıp, “Günaydın canım!” dedi.

Korhan ona sarılarak, “Günaydın hayatım!” dedi.

“Antreman için diğerlerini çağırdın mı?”

“Evet! Birazdan hepsi gelir.”

Atakan Alkan’la birlikte aykırıları ile onlara doğru gelirken Alkan’ın kulağına fısıltıyla, “Bu ikisi ne ara bu hâle geldi?” diye sordu. Gözlerini Korhan ve Damla’ya dikerken yüzünü buruşturup sanki pis bir şeye bakar gibi midesi bulanmıştı sanki.

Alkan tiksintiyle, “Korhan ve Damla aşkı böyle bir şey demek!” dedi.

Atakan aşağılayan bakışlarıyla, “Fazlasıyla iğrençler!” dedi Alkan’a Korhan’nı gözüyle işret edip. “Takım Lideri gibi davranmasına daha ne kadar müsade edeceğiz?”diye sordu. Durumdan rahatsız olduğunu açıkça belli ederek.

Alkan umarsız, “Bırak hevesini alsın! Zafer Bey Dora’yı bulur! Bulmasa bile Takım Lideri Korhan olmaz!” dedi.

“Nasıl bu kadar eminsin?”

“Zafer Bey’in Emsalsiz Avı’nın başında söylediği gibi Lider olmak için Lider Ankası, yani Lider Aykırısı olması lazım..!”

“Haklısın bunu unutmuştum.”

Atakan dalgın bakışlarla, “Dora’ya kırgınım hâlâ..! dedi içini çekerek.

“Tüm Takım..! Hatta ejderhalar da Onur’a…” diye tamamdı Alkan.

Onların konuşmalarını arkadan dinleyen Görkem yanlarına gelip, “Dora’ya ben de kızgınım ama neler olduğunu bilmiyoruz! Bir açıklama yapsaydı anlayabileceğimiz bir durum vardı belki de..! Unutmayın son yaşanan av tam bir katliam havasında geçti. Söz konusu Anka Lideri… Nasıl bir av geçirdi bilmiyoruz! Ayrica Ejderha Lideri de ortada yok! Bu durum ne olduğunu anlamamıza sebep olmasa bile kızgın olmamıza da engel olmalı!” dedi ikisini iknâ etmeye çalışarak.

Atakan umutsuzca anlayış gösterir gibi omuz silkti. Kızgınlığına yenilip, “Haklısın ama Dora’yı hâlâ bulamadılar. Onur’un da ortada olmayışı bizleri terk etttiği hissi uyandırıyor!” diye itiraz etti.

Selin birden yanlarında belirip, “Ne olursa olsun ben Dora’yı istiyorum!” diye sohbete dahil oldu. Korhan ve Damla’ya bakıp, “Bu iki aptala tahammül edemiyorum!” dedi tiksintiyle.

***

Ejderha Binası’nın önünde Yaman göründü. İri yarı cüssesi, pazulu kollarıyla binaya havalı bir giriş yaptı. İhtisamlı Ejderha Binası’nın Kapısı çenesini kapatan bir ağız gibi ardından kapanırken Yaman iki bina arasında ki geniş alanda durdu.

Büyük binanın mermer merdivenlerinde oturan takım arkadaşlarına hitap ederek,” Onur hâlâ bulunamadı. Lidersiz olmaz..! Bu yüzden sezon başlamadan ilk fırsatta Okyanus Hanım’la konuşup bu durumu çözeceğim! Takım Lideri belirlesin artık!” dedi.

Yaman’ı dikkatle dinleyen Ejderha Takımı onu olaylayarak kafalarını salladı.

Aralarında Yaman’ın lider olmasını istemeyenler olsa da takımları için onun bu duruşuna göz yumdular.

***

Panter Binası’nda her şey aynı gibi duruyordu.

Seçkin dişlerini açmış gibi duran panter kapısından binaya girdi.

Binanın bahçesine dolanan takım arkadaşlarına seslendi, “Hey! Beni dinleyin! Diğer takımların durumunu ortada..! Lidersiz! Sadece ben varım takımı başında olan lider..! O yüzden ne kadar şanslı olduğumuzu unutmayın!” dedi halka seslenen kibirli konuşmacı gibi.

Aralarından uzun boylu, kumral, sivri çeneli görünümüyle Umut sırıtarak, “Takımlar Lideri konusunda ne söyleceksin?” diye dalga geçti.

Seçkin Umut’u öfkeyle ensesinden tutup yere yatırdı.

“Onu bilmem ama av da seni harcamamam için bir sebep yok pislik!” diye tısladı.

Umut’un boğazını bırakıp yerden doğrulurken emirler yağdırmaya başladı.

“Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak! Av artık benim kontrolüme geçti. Sakın beni ciddiye almamazlık etmeyin ve itiat edin!” diye bağırdı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz