20. BÖLÜM

SEÇKİN’İN CEZASI

Emsalsiz’in Kalbi’nde, alanda yaşananları dışarıdan ekranlardan izlemiş olan insanlar olanları gördükten sonra hem Doruk’a hem de Dora’ya hayran kalmışlardı. Panter Takımı’nıda destekleyenler olsada tavırlarını beğenmeyenlere bir de nefret edenler eklenince destekçileri giderek azalıyordu.

Av sonrası takımlarda büyük bir sessizlik hakimdi. Hiçbiri kendi binasından çıkmıyor, yaşananları hepsi birden ağır bir yenilgi olarak görüyordu.

Yöneticiler binasında Okyanus Hanım’ın odasında ise küçük bir kaos yaşanıyordu. Üç takım yöneticisi ayakta hararetle tartışıyorlardı. Doruk’da aralarındaydı ama o gayet rahat görünüyordu. Tıpkı odanın bir köşesinde yine karanlıkta oturmuş yüzünü göstermeyen Takım Yöneticisi Dipsiz gibi alabildiğine umarsızdı.

Okyanus Hanım Galip Bey’in sakinleştirmeye çalışıyordu. “Garip! Evet bu ağır bir ceza ama kural kuraldır!”

Zafer Bey’de bu durumu onaylamadığını açıkça belli eden ifadeyle etrafına bakıyordu. “Aslına bakarsan Okyanus, bu gereksiz bir karar ya da ceza, artık her neyse… Zaten bir av sonra kurallar belli… Bu yüzden böyle bir karar anlamsız!”

Galip Bey öfkeden köpürüp, “SÖZ KONUSU BENİM LİDERİM, BENİM TAKIMIM..! NASIL OLUYORDA RAKİP YÖNETİCİ VE LiDERİ BUNA KARA VERİR!!!” diye haykırdı.

“Bu kurallar çoktan belliydi! Yeniymiş gibi davranma lütfen!!! Ayrıca Seçkin’de bunu bilerek yaptı! Yaptığının bir karşılığı olmalı!”

Zafer Bey kabul etmiş gibi görünsede çokta memun olmayan sesle, “Dipsiz tüm kuralları liderine bıraktı ama bunu o da kabul etmiş gibi suskun! Burada saldırıya uğrayan benim liderim! Eski liderim de olsa buna sessiz kalamam… Bu durumu kabul etmek zorundayız!”

Galip Bey istemeye istemeye, “Pekâlâ, o hâlde bu haberi ben vermek istemiyorum! Yönetici olarak otoritemi korumalıyım! Bir kaos yaşanacak ve bunu açıklayan ben olmayacağım!” deyip odadan ayrıldı.

Doruk olabildiğince sıradan tavırla, “Bir kaos çıkabilir… Ama Seçkin bunu çoktan haketti! Kurallara saygı duymadı… Konuşmam ve uyarım gayet açıktı!” diyerek odadan ayrıldı.

Zafer Bey peşinden çıktı.

Okyanus Hanım Dipsiz’e sert bir bakış fırlattı. “Bu olanlar hepsi senin eserin Dipsiz!!!”

Dipsiz cevap vermedi.

“Bazen düşünüyorumda nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun?” Doruk senin yüzünden burada! Dora ne hâlde? Bu iş nereye varacak, ben de merak ediyorum! Dipsiz dua et de en büyük kabusuna sebep olmasın bu durum!” deyip O da odadan ayrıldı.

Anka Binası’nda avcılar antreman binasının önünde boş boş dolaşırken kapı açıldı. Zafer Bey yanında bir yardımcısı ile girip avcılara seslendi. “Az sonra diğer takımlar burada olacak! Ejderhalar ve panterler..! Birazdan burada Takımlar Lideri tarafından size açıklama yapılacak!” deyip soru dahi sorulmasına fırsat vermeden oradan ayrıldı.

Korhan diğerlerine bakıp, “Neler oluyor?” diye sordu.

Atakan sırıtarak, “Avın hesabı sorulacak bana kalırsa!” dedi. Durumdan zevk aldığı görünüyordu.

Görkem, “Avda kuralsızlıklar yaşandı ve bunun cevabı geliyor!” dedi rahat tavırla.

O anda kapı açıldı. Ejderha ve panterler aynı anda bahçeye girdiler. Aykırılarını antreman binasının önünde bırakıp meraklı ve sorgu dolu bakışlarla birbirlerine baktılar.

Atakan, “Takımınızda neler olduğu hakkında bilgisi olan var mı?” diye seslendi Yaman’a dalga geçerek.

“Takımlar Lideri açıklama yapacakmış… Kuralsız olanlar korksun!!!” dedi. Seçkin’e pis bir bakış fırlattı.

Birkaç dakika sonra kapı açıldı. İçeri Takımlar Lideri Doruk girdi. Mermer merdivenlerin başına geçti. Tüm karizmasıyla etrafa baktı. Bahçeye, antrenman binasına ve en son avcıları gözleriyle süzdü.

Atakan Seçkin’e yaklaşıp, “Geliyor!!!” diye tısladı ceza alacağını hissederek. Seçkin onun karnına sert bir yumruk atınca acıyla gülüp sustu.

Doruk sessizce baktı. “Gereksiz konuşmalardan hoşlanmıyorum! Bu yüzden konuşmayı kısa keseceğim… Konu av ve kurallara ilgili… Tahmin edersinizki av sırasında yaşananlar ve kurallara uymayanlar…” Dedi Seçkin’e gözlerini dikti.

“Hadiii…. Kuralları bile bile ihlâl edenlerle ilgili…” dedi Atakan. Olabildiğince sessizce Seçkin’in kulağına “Bittin!!!” diye dalga geçmeye devam etti.

Doruk avcılara sert bakışlara, “Kuralları av öncesinde gayet açık bir şekilde dikte ettim! Uymayanlar bunun karşılığını daha o an göze aldı. Av sırasında ejderhalar ve ankalar arasında da fire vermeye yeltenenler oldu….” Dedi. Giderek öfkelenmeye başladı birden. Gözleriyle tehditler savurarak, “Ama bunu açık şekilde ilan eden bir kişi vardı!” dedi gözlerini Seçkin’e odaklandı. Yüksek sesle, “PANTER TAKIM LİDERİ SEÇKİN PARLAK… ŞU AN İTİBARİYLE PANTER TAKIMI LİDERLİĞİ’Nİ ELİNDEN ALIYORUM! ARTIK LİDER DEĞİLSİN! SADECE SIRADAN BİR AVCISIN!!!” dedi kelimeleri vurgulayarak.

Seçkin öfkeden deliye döndü. “HAYIR!!! BU MÜMKÜN DEĞİL!!! TAKIMLAR LiDERİ DE OLSAN BUNA YETKİN YOK!!!” diye bağırdı.

“BUNA YETKİM VAR!”

“HAYIR YOK! BUNA ANCAK YÖNETİCİLER KARAR VEREBİLİR! HATTA SADECE GALİP BEY KARAR VEREBİLİR!!!” diye çığlık attı.

Tüm avcılar büyük bir şok içindeydi. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Bir ceza bekliyorlardı Seçkin için… Ama bu kadarını asla tahmin edememişlerdi.

“Takımlar Lideri olarak yetkim var! Kurallar gereği artık sadece bir avcısın! Seninle yetki tartışmasına girmeyeceğim! Kurallar net! Anka Lideri benimdi! Avda sen benim avıma saldıramazsın! Hedef alamazsın! Bunu yapan bir lider de olsa… Eğer biraz daha sesini yükseltmeye devam edersen, avcılığında buna dahil!” diye tehdit etti.

Seçkin itiraza hazırlanırken, gelen tehdit üzerine, öfkesini içinde bastırdı. Patlamış bolan gibi görünüyordu. Sinirden kızarmıştı. Yüzü kıpkırmızı rujundan bile daha kırmızıydı.

Birden kapı açıldı. İki görevli yanlarında bir aykırıyla gelip, “Emriniz üzerine efendim!” dediler Doruk’a bakıp.

Doruk başıyla onay verince antreman binasının önünde duran aykırılara doğru yürüdüler. Yanlarındaki beyaz panteri antreman binasının önüne bıraktılar. Seçkin’in lider aykırısını götürmeye hazırlanırken Seçkin aykırısının götürüldüğünü görünce haykırarak, “HEYY !! O BENİM  AYKIRIM! ÇEKİN  ELLERİNİZİ  ÜZERİNDEN !” diye bağırdı.

“Seçkin artık lider değilsin! Doğal olarak lider aykırısı kullanamazsın! Sana başka bir aykırı getirdiler! Bu yeni aykırı senin artık! Lider aykırısı sana ait değil!”

Seçkin’in gözleri önünde aykırısının anka kapısından çıkıp gidişini avcılar şaşkınlıkla seyretti.

Doruk artık sakin ve umarsız tavrına geri dönüp merdivenlerden inerek kapıdan çıkıp gitti.

Seçkin her yana kin dolu bakışlar fırlattı. “Bir daha ki avda kuralsız olmamı hiçbir şey durduramayacak! Kaybedecek birşeyim kalmadı artık!” diye tısladı. “Bu durum herkes için geçerli!” deyip takımıyla birlikte çıkıp gitti.

Avcılar şaşkınlıkla olanlara bakarken Seçkin’in öfkeli bağırmaları dışardan yükselmeye devam ediyordu.Tam uzaklaşacakken, “HEPSİ O ANKA LİDERİ BOZUNTUSU YÜZÜNDEN!!! SEVGİLİSİNE SALDIRDIM DİYE BÜTÜN  BUNLAR! İLK AVDA SENİ BİTİRECEĞİM DORA!” diye bağırıp itip kakarak bindiği yeni aykırısıyla gözden kayboldu.

Ejderhalarda gittikten sonra Anka Takımı birbirlerine baktı.

“Bu olanlar inanılmaz! Adam resmen sevgilisine dokunanı yakıyor!” dedi Alkan.

Korhan bozulmuş yüzle, “Sadece basit bir kural meselesi, hepsi bu! Büyütecek bir şey yok!” deyip yaşananları basite indirgemeye çalıştı.

Selin hayranlık dolu bakışlarla, “Çok romantik! Aşkına sahip çıkan bir adam!” dedi.

Görkem yine her zamanki mantıklı tavrıyla, “Dora’nın tarzı bir adam!” diye yorumladı.

Korhan iyice bozularak somurtunca Damla sinirlendi. “Madem o kadar seviyormuş, düşünüyormuş, önemsiyormuş avda neden birbirlerine saldırdılar o halde? İkiside birbirini yaraladı!” diye somurtarak merdivenlerden çıkıp odasına gitti.

Gün akşama dönerken Kurt Binası’nda merdivenlere öylece oturmuş olan Doruk, yanında Asi’yle geniş pencereden dışarıyı seyrediyordu. Yavaşça üzerindeki siyah montu çıkardı. Dora’nın yaraladığı, sargıya aldığı kolunu, tekrar pansuman yaptı. Asi’inde yarısını sararken gözünde canlanan anıyla gülümsedi.

“Dora’nın bendeki, içimde açtığı yara karşısında, bu hiçbir şey kalır biliyor musun!” diye mırıldandı.

Kolunu yalayan aykırısına şöyle bir baktı. “Ankasının ismi Asil! Ona Asil ismini vermiş! Sana da bu yüzden Asi ismini verdim,” diye tebessüm etti. “Tabii şimdilik…. Bir ismin var biliyorum! Adın bu değil! Bunu geçici bir süre için kullanalım! İzin verecek misin?” diye sordu.

Kurt başı ile onay verince Doruk gülümsedi. “Harika!” dedi. “Demek sevdin!” Kendisinin ve aykırısının pansumanını bitirdikten sonra merdivenlerden çıktı. “Hadi biraz uyuyalım… Zor bir av ve planlar bizi bekliyor olacak!” deyip odasına peşinden gelen aykırısıyla birlikte girdi.

21. BÖLÜM

AYKIRILARIN GİZEMİ

Dora ve diğerleri güneşli günü değerlendirmek ve biraz dinlenmek için Safir Şehir’in sessiz, sakin kenarında, Emsalsiz’in en ince kumlarına sahip kumsalına gittiler.

Cengaver kumsala varır varmaz hemen kendini suya bırakıp aykırılarla oyun peşine düştü. Asil ve Gölge’yi yenmek için uğraşırken, Asil ve Gölge’de onu suya batırmaya uğraşıyorlardı. Ayşıl’da aykırılara yardım edip Cengaver’e karşı onlarla birlikte hareket ediyordu.

“BU ADİL  DEĞİL ! HİÇ  ADİL DEĞİL ! ÜÇ’E  KARŞI  CENGAVER  OLSA DA OLMAZ!!!” diyerek bağırıp suya daldı.

Asil’de suya dalıp Cengaver’i su üzerine çıkarınca, “HADİ  YOLLA  ONU  ASİL!” diye bağırdı Ayşıl. Gölge’yle birlikte onu yakalamaya çalıştılar.

Dora ve Onur onları kahkahalarla izlerken inci gibi incecik, ışıl, ışıl ipeksi kumlara oturmuş dinleniyorlardı. Onur diğerleri suda vakit geçirirken Dora’yla birlikte seyretmekle yetindi. Cengaver’in çığlıkları arasında onlara bakıp eylenirken gözlerini Dora’ya çevirdi.

“Dora!” dedi konuşmak için uygun zaman olduğunu düşünerek.

“Efendim!”

“Uzun zamandır hiç dinlemeye vaktimiz olmamış, bunu şu an anlıyorum!”

“Evet! O kadar uzun zamandır Güney Emsalsiz’den ayrı kaldık ki neredeyse hiç dinlenmeden uzun süreli savaş halinde gibiyiz!”

“Bitecek mi sence?”

“Savaş mı?”

“Evet!”

“Bitmek zorunda! Doruk’u geri alıp, Güney Yarışları’nda seninle tekrar rakip olmayı istiyorum!”

“Ben de bunu istiyorum. Ama kolay olmayacak biliyorsun! Avda ne olacağını bilmiyoruz… En önemlisi Doruk’un neden gelemediğini bilmiyoruz… Onu geri almamız için bunları bilmemiz şart!”

“Bulacağım Onur..! Bulacağım! Mutlaka!” dedi kararlılıkla.

Onur bir an için sanki hiç kurtulamayacaklarına dair umutsuz bir bakış attı. O sırada Cengaver’den bir çığlık daha yükseldi. Hızla Ayşıl ve aykırıları yanına alıp kıyıya geldi. Dora ve Onur’un yanında panikle durdular.

Dora ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. “Neler oluyor?”

Cengaver Asil’in yan tarafını işaret etti. “Dora Asil’in yan parçaları yok!” dedi panikle. Tüğlerinin arasından zar zor seçilen yeri işaret etti.

Dora hemen Asil’in yan arka kısmını kontrol etti. “Olamaz! İki tane olmuş!”

Onur’da hemen Asil’i kontrol etti. “Bir sorun yok gibi duruyor!”

Cengaver kopan parçalara tekrar baktı. “Bunlar ne zaman koptu biliyor musun Dora?”

Dora başını iki yana salladı. “Diğeri yeni kopmuş! Ama şu arka kısmının koptuğunu biliyorum!” dedi Asil’in kopmuş olan büyük parçasını işaret etti. O da tüğlerinin arasında kaldığından hemen fark edilemiyordu.

Onur ve Cengaver dikkatle kontrol ederken Ayşıl, “Önemli gibi durmuyor! Asil gayet iyi baksanıza!”dedi.

Asil durumdan anlamsız derecede rahatsız olduğunu belli eden bakışlarını saklamaya çalışırken kendini geri çekti.

Cengaver hiç olmadığı kadar ciddiyetle, “Tam olarak ne zaman oldu?” diye sordu.

“Karanlık’la karşılaştığımda! O’nunla üçüncü avı yaptım… Tabi bu avı sadece ikimiz arasında sanıyordum. Planlı olduğunu Doruk dahil olunca anladım. Sonrası bu!”

“Tam olarak ne zaman? Bir tahminin var mı?”

“Hayır! Hatırlamıyorum! Karanlık’la karşılıklı büyük bir saldırıya tutuştuk! O beni boynumdan yakaladı… Her şeyin bittiğini düşündüğüm anda Doruk geldi! O anı tam olarak hatırlayamıyorum. Doruk beni kurtardı… Karanlık orada bitti! Sonra Doruk ne zaman gitti bunu bile bilmiyorum, hatırlamıyorum, baygındım! Sonra Asil’i gördüm! O halde yola çıktım. Emsalsiz’in Kalbi’nde Gölge’yle birlikte, onarım sırasında ilgilenen adam söyledi. Doruk geldiği sıralarda ya da o anda koptu herhalde!”

Cengaver gözlerini kısıp düşündü. “Dora bu hiç normal değil! Lider aykırısı da olsa Asil’in parçalarının olmaması normal değil! Sonuçta bir yani nefes alıyor olsa da diğer yanı öyle değil!”

“Asil’in iyi olmadığını mı söylüyorsun?”

“Hayır bunu kastetmedim! Durumu gayet iyi! Öyle olmasa böyle bir performans sergileyemezdi!”

“Sorun ne peki?”

Ayşıl araya girip, “Sorun şu ki arkadaşlar, Asil artık Dora’yı hissediyor!” dedi gözlerini Asil’e dikerek.

“Bu ne demek?” diye sordu Dora

“Şu demek arkadaşım, aykırın seninle bütünleşmiş bir ruh! Seni hissediyor! Bu da onu metal olmaktan çıkarıyor!”

“Ne yani tam bir yaşama, hayata mı dönüyor?”

“Şimdilik değil! Tam olarak bu anlamı taşıyor mu bilemiyorum ama, Dora eğer Asil tam bir hayvana dönüşür, yani yaşama dönerse Emsalsiz tarihinde bir ilk olur! Metalden çıkması onu iyileştirmekle kalmaz devasa bir güce ulaştırır!” dedi şüpheci sesle. “Diğer seçenek umarım değildir!” diye kendi kendine korkuya mırıldandı. Asil’e gözünü dikti.

Asil anlaşılmaz şekilde sessizdi. Aynı gariplik Gölge’de de vardı. Diğerlerine hissetmemek için büyük gayret gösteriyorlardı. Ama Cengaver’in şüphesi onların üzerindeydi artık.

Dora, Onur ve Ayşıl onun son söylediğini duymadığı için bir şey söylemedi.

Dora, “Başka bir şey yok değil mi?” diye sordu. Emin olmak istiyordu.

Cengaver, “Hayır!” diye yalan söyledi. Emin olmadığı için onları boşuna panikletmek istemiyordu besbelli. Korku dolu gözlerle diğerlerine belli etmeden oradan uzaklaştı.

Ayşıl Cengaver’in durumu sonradan fark edip şüpheci gözlerle onu süzdü.

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz