28, 29 BÖLÜM

28.BÖLÜM

AVCILAR ARASINDA BÖLÜNME

Emsalsiz’in Kalbi’nde hava kararmış, şehrin tüm ışıkları ışıl ışıl sokakları aydınlatırken tüm avcılar Notanın Kalbi’de toplanmıştı. Hararetli bir tartışmanın içindeydiler. Doruk ve Seçkin dışında tüm avcılar oradaydı. Masalarda birşeyler içerken gözleriyle birbirlerine meydan okumayıda ihmal etmiyorlardı. Anka Takımı cam kenarındaki masalarda yerlerini alırken Ejderha Takımı karşı duvarın kenarındaki tüm masaları tutmuşlardı. Panterler mutfak kapısına en yakın masalardaki yerlerini alırken sanki garsonun sadece onlara çalışmasını ister gibiydiler.
Gergin hava devam ederken Korhan birdenbire masadan doğrulup elindeki yamuk bardağıyla bir kaç adım öne çıktı. “Avda resmen liderlerin savaşında seyirci kaldık! Liderler kapışmasında figüran olmaktan ötmeye gidemedik!” diye hırladı.
Bastırmaya çalıştığı öfkesiyle Yaman büyük bardağını masaya sertçe vurup, “Liderler güç gösterisi yaptı bizde seyrettik!” diyerek Korhan’a destek çıktı.
Arka masalardan takımının arkasından güç bela sıyrılan bir panter, “BU HAKSIZLIK ! BİZ DE AVCIYIZ, BİZ DE EMSALSİZ OLMANIN PEŞİNDEYİZ ! LİDER DE OLSALAR ŞARTLAR EŞİT !!! BUNA RAĞMEN ONLERIN KAZANMASINA ÇANAK TUTMAKTAN ÖTEYE GİTMİYORUZ,” diye bağırdı.
Yaman ayağa kalktı. “Bu durumdan çok sıkıldım. Bizim de kendimizi gösterme vaktimiz geldi.”
Korhan elindeki bardağı rastegele bir masaya fırlatıp, “LİDERLERİN İKİSİ ZATEN YOK ! BUNA RAĞMEN LİDER SEÇEMİYORUZ ! BU DA YETMEZMİŞ GİBİ RAKİP TAKIM LİDERİ TARAFINDAN YÖNETİLİYORUZ!” diye haykırdı. Konuşurken iyiden iyiye öfkelenerek, “BU DURUMA DEVAM ETMEK ZORUNDA DEĞİLİZ!” diye bağırdı. Tüm avcıların kendisiyle aynı fikirde olduğunu görmek ister gibiydi.
Avcıların bir çoğu Korhan’ı onaylayan nidalar yükseltince Görkem çılgına dönüp ayağa fırladı. Masaların ortasına geçip herkese hitap ederek, “SİZ ÇILDIRDINIZ MI !!! EMSALSİZ AVI’NDAN BAHSEDİYORUZ ! NEREDE OLDUĞUNUZU UNUTMUŞ OLMALISINIZ. KURALLAR BELLİ. KURAL DIŞINA ÇIKTIĞINIZ ANDA ZATEN AVCI OLMASSINIZ !!! DİREK AVLANIRSINIZ !” diye bağırdı.
Yaman’dan hemen itiraz geldi. “Bu şekilde de sadece basit birer avcıyız. Böyle devam edersek zaten av olacağız.”
Korhan Yaman’a hak verip, “Emsalsiz olmayı istiyorsak bazı riskleri göze almak zorundayız,” dedi net tavırla.
Bir panter, “BEN ARTIK AV DA KENDİ YOLUMU ÇİZECEĞİM!” diye bağırdı.
Görken daha da sinirlenip, “AV KURALI DIŞINA ÇIKMAK YENİLGİYİ KABUL ETMEKTEN ÖTEYE GİTMEZ. DAHA EN BAŞINDAN YENİLDİĞİNİZ İÇİN RAKİP BİLE SAYILMAZSINIZ !!!” diye bağırıp konuşan herkesi azarladı.
Korhan kararlı ama imalı bakışlarla Görkem’e, “Kural dışına çıkacağımızı kim söyledi!” dedi.
Görkem dışında bir kaç avcı da aynı anda Korhan’a gözlerini çevirip ne söylemek istediğini anlamaya çalıştı.
Korhan kızgın gözerini tüm avcılara çevirip, “Bakın artık ben böyle devam edemem! Ama avdan da atılma riskini göze almam! Bu yüzden liderin, yani Takımlar Lideri’nin kurallarına uyacağım ama av başlayana kadar. Av başladığı anda ise artık sadece kendi takımım için çalışacağım. Bunun dışında kalan herkesi, ne lider olmayanları ne de liderlikten ayrılanları gözüm görmeyecek! Kim olursa olsun avlarım. Kimim ne isteği ne düşündüğü umurumda olmaz! Nasıl hareket edeceğime ben karar vereceğim,” dedi kararlı sesle.
Yaman Korhan’nı dinlerken aslında bunu yapmak çok içinden gelmese de başka seçeneğinin olmadığını düşünüp, “Ben de artık kendi yoluma bakacağım.” dedi.
Panter Takımı’ndan Yaman’ı onaylayan sesler yükselirken Görken hepsine inanamayarak baktı. HEPİNİZ DELİRMİŞSİNİZ! TAKIMLAR LİDERİ’NİN KURALLARI DIŞINA ÇIKMANIN BEDELİ ÇOK AĞIR OLUR. EMSALSİZ OLMAYI RÜYANIZDA GÖRÜRSÜNÜZ! EN İYİ İHTİMALLE DORUK KUZEY’İN GAZABINA UĞRARSINIZ. FARKINDA DEĞİLSİNİZ HÂLÂ… O NE DORA NE ONUR, HATTA SEÇKİN GİBİ ÇALIŞMIYOR. O EMSALSİZ OLMANIN PEŞİNDE DEĞİL. BAŞKA BİR ŞEYİN PEŞİNDE SANKİ. VE BU ONA RAHATLIK SAĞLIYOR. BİLMEDİĞİMİZ BİR YANİ VAR. BİR ANDA SİZİ AVLAYABİLİR. YÖNETİCİLERE HESAP BİLE VERMİYOR. FAZLA YETKİLİ GÖRMÜYOR MUSUNUZ!” diye bağırdı.
Sonunda avcılardan biri nihayet Görkem’e hak verdi. Atakan sandalyesinden kalkıp yanında durdu. “Arkadaşlar bakın hepinizi anmıyorum ama şunu unutmayın, Doruk Kuzey Dora’nın eski sevgilisi, bana kalırsa hâlâ öyle. Bu yüzden Dora’yı avlamaya kalkanı değil avdan Emsalsiz’den kazır. Onur deseniz Dora ve O çoktan takım olmuş. İkisini nasıl yenmeyi planlıyorsunuz bilmem ama onlar tek başına güçken şimdi iki kat güçlüler. Mantıklı olun, kurallara uygun yenme şansınız varken kural dışı yenme ihtimali dahi bulamazsınız,” dedi kendinden hiç beklenmedik bir ciddiyetle.
Korhan Dora ve Doruk’un sevgili sözlerini duyduğundaki rahatsızlığını saklamaya çalıştı.
Yaman, Atakan ve Görkem’e, “Biz kararımızı verdik!” dedi, asla geri dönmeyeceğini vurgularcasına bir sesle.
Atakan uzun kollarını iki yana açıp, “Tamam! Ne haliniz varsa görün! Ama baştan söyleyeyim, ben yenilenler kulübünde değilim!” deyip Nota’nın Kalbi’nden çıktı.
Atakan oradan ayrılıp hemen Yapışkan’ın yanına gitti. Görken ve Alkan’da onun peşinden çıktılar. Ejderha Takımı’ndan Ayça’da son anda onlara yetişti.
Atakan arkasından gelenler dönüp, “Benimle aynı fikirde olanlar geldi galiba,” dedi hafif tebessümle.
Görken umutsuzca, “Aynı fikirdeyiz ama kalanlar çıldırmış. Takımlar Lideri eğer bunları duyarsa çok kötü olacak,” dedi.
Alkan gözlerini boş yola dikerek, “Mutlaka bir planı olur ve bu yeni duruma göre yeni bir plan yapar. Fazlasıyla zor üç avcıya karşı yenmek çok zor olacakken bir de kural dışılık. Bu delilik. Doruk Kuzey’in bunu öğrenmesi an meselesi, ya da çoktan öğrenmiştir. Umalım da arada kaynamayız,” dedi.
Ejderha Takımı’ndan Ayça, “Dora iyi bir rakipken şimdi de Doruk, içerdekilerle aynı fikirde olmayaşımız da çabası!”, dedi bıkkın tavırla.
Atakan Yapışkan’a binerken, “O hâlde hemen uzayalım da kafayı yemişler gibi olmadığımız belli olsun,” dedi.
Onlar Nota’nın Kalbi’nden uzaklaşırken karanlık yolun uç noktasında, pusun arasında bir çift göz yanıp söndü.

29. BÖLÜM

ESKİ BİR PLAN

Dora ve Onur, Asil ve Gölge’yi Ayşıl’a emanet edip dolaşmaya çıkmışlardı. Birlikte yanlız kalıp belki daha iyi bir plan akıllarına gelir diye Cengaver’i yanlarına almadılar.
Günün en güzel saatinde ışıl ışıl güneşli, geniş cadde de yürürken bozanların az olduğu yerlerde yürüdüler. Doruk hâlâ onları bozanlara aratma ihtimalini akıllarından çıkarmadan sıradan davranmaya özen gösterirler. Yine o pis paltolarıyla yürürken ikiside artık leş gibi kokusuna tahammül edebiliyordu.
Dora düşünceli hâlde yürümeye devam ederken Onur’a dönüp, “Üç İki Bir Kuralı gereği av sezonu bitmek üzre ve ben hâlâ Doruk’u geri alamadım,” dedi dalgın gözlerle.
Onur’da en az Dora kadar düşünceliydi. “Av sezonu bitmek üzere evet ama iyi ve sağlam bir plan herşeyi değiştirebilir.”
“Çok güçlü ya da akılcı bir plan lazım.”
“Alanda bir şekilde takımları ve Seçkin’i alt ederiz ama iş Doruk’a gelince bu çok zor.”
“Doruk eminim çok iyi hazırlamıştır.”
“Karşında iyi bir hazırladığımız olmalı. Çok iyi bir plan…”
Dora’nın o anda aklına bir fikir geldi. Geniş camından mavi siyah yıldızlar saçan bir dükkanın önünden geçerlerken aniden durdu. “Ya da eski bir plan,” dedi.
Onur da durup Dora’ya, “Eski bir plan mı!” dedi şaşkın.
“Eski bir plan!” dedi tekrar etti.
Onur o anda hatırlatarak, “Güney Yarışları!”
“Taa kendisi!”
“Hangi plan peki?” diye sordu. Bir saniye düşünüp, “Benimkiler olmaz. Doruk biliyor hepsini. Biz en iyi üçlüydük. Benimkileri bilir,” dedi.
“Evet seninkiler olmaz. En sıkı rakibiydin. Benimkilerde olmaz. Takım arkadaşım. Hepsini bilir ve hemen anlar.”
Onur sonunda anlayıp, “Sen çıldırdın mı! Doruk’u kendi planıylamı alt edeceğiz. Bu Doruk’u hafife almak olur,” diyerek itiraz etti.
“Hemen itiraz etme, sadece biraz düşün. Doruk bir planla geleceğimizi zaten biliyordur. Benim kendi planımı uygulayacağımı düşünür ya da senin pratik ve akılcı bir fikirle geleceğini. Ama asla onun planını uygulayacağımızı hesaba katmaz!”
Onur biraz düşünce ikna olur. “Bu doğru olabilir. Hatta belkide şu an için en mantıklısı bu görünüyor.”
“O hâlde Güney Yarışları usulü av bizi bekliyor,” dedi yumruğunu sıkıp.
Dora ve Onur orada konuşurken önünde durdukları dükkandan zayıflıktan yüz kemikleri çıkmış uzun boylu bir adam çıktı. Uzun, gri önlüğünü düzeltip Dora ve Onur’a yaklaşarak, “Buyurmaz mısınız efendim!” dedi ellerini ovuşturarak. Uzun sivri burnunu çekip, “İçeride harika bir müzik aletimiz var. Denemek istemez misiniz?” diye kolunu uzatıp içeriye davet etti.
“Nasıl bir alet?” diye sordu Onur.
“Emsalsiz’de çok yeni. Ruhunuzun resmini çizip müzikle birleştiriyor efendim.”
Onur Dora’ya dönüp,” Kulağa hoş geliyor. Nota’nın Kalbi’nin gelişmişi galiba,” dedi. Son cümleyi bozan riskine karşı fısıldayarak söyledi.
Dora’nın da hoşuna gitti. “Tamam deneyelim,” dedi. Birlikte içeri girerken adam eğilerek, “Hoşgeldiniz,” dedi nazikçe.
Dükkan dışarıdan görünenin aksine oldukça karanlıktı. İçerisi bomboş görüyordu. Bir kaç adım attıklarında karşı duvarı boydan boya kaplayan devasa saydam dumanlar yükseldiğini gördüler. Adam dumanlara yaklaşıp Dora ve Onur’a kibar sesle, “Burada yaşayacağınız heyecanı hiç bir yerde bulamazınız efendim, size garanti ederim,” dedi.
Dora bir anda kalbinin sıkıştığı hissetti. Nota’nın Kalbin’de sadece bir şarkı bile ona iyi gelmezken kim bilir bu alet nasıl bir resim çıkaracaktı ortaya. Av öncesi bunun kendisine, hatta Onur’a da iyi gelmeyeceğini düşünüp, “Onur ben vazgeçtim. Gidelim,” dedi.
Onur alete bakıp, “Bu da edepsiz olabilir tabi. Nota’nın Kalbi gibiyse,” dedi dalga geçerek. “Aynı soydan muhtemelen,” diye Dora’ya baktığında Dora çoktan çıkmıştı.
Adam Onur’da Dora’nın peşinden çıkarken, “Aslında çok eğlencelidir efendim. Deneseydiniz,” diye seslendi.
Onur Dora’ya yetişip, “Ne oldu?” diye sordu.
“Ruhumun mutlu olmadığı gerçeğini aletin göstermesi ve söylemesine ihtiyacım yok!” dedi.
“İkimize de iyi gelmeyeceği kesindi. İyi yaptın çıkmakla,” dedi hak vererek.
Onlar Cengaver’in evine doğru dönerken müzik aletinin saydam dumanı yanıp söndü.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz