30. Bölüm

Yeni Bozan Türü

Dora ve Onur eve döndüklerinde Cengaver onları gergin bir şekilde karşıladı. Dora kendini koltuğa bırakıp, “Yine hangi moral bozucu bilgiyi vereceksin bakalım,” dedi. Artık onun suratından ne söyleyebileceğini tahmin edebiliyordu.
Onur’da kendini koltuğa bırakırken, Bu kadar gerilme Cengaver, alıştık artık iyi birşey duymamaya,” dedi.
Cengaver onların umarsız hallerine bozulsada ciddiyetini bozmadan karşılarına geçip, “Bu denli rahat olmamanızı öneririm,” dedi uyaran tavırla. Hizmetkârı yaptığı bozanı, yanında sadık bir köpek gibi oturup gözerini ona dikince gerginliği artarak, “Eski bozan arkadaşlarından duyduğu şeyler pek hoş sayılmaz,”dedi.
Ayşıl hemen orada bitip, “Böylesine dedikodu yapmayı senden öğrenmiş olmalı. İlk geldiğinde hiç böyle huyları yoktu,” diye dalga geçmekte gecikmedi.
“Benimle ve bozanımla uğraşmayı kes Ayşıl!”
“Sen de bu şeye bu kadar güvenme! Fazla laf taşıyan biri doğruyu taşımaz.”
“Bu defa Ayşıl çok haklı Cengaver,” dedi Dora.
“Ne yani bana güvenmiyor musunuz?”
“Tabi ki hayır. Sadece bozanının her dediği doğru olmaz!”
“Bu güne kadar bizi hiç yanıltmadı.”
“Bunun böyle devam edeceği anlamına da gelmez,” dedi Onur. O da Ayşıl ve Dora gibi düşünüyordu.
“O hâlde duyacaklarınız karşında bir kere daha düşünün derim!” dedi Cengaver. Karşı koltuğa oturup konuşmaya başladı.
“Konuyu en baştan alırsak, son av sırasında görülüyor ki rakiplerinizi oldukça kızdırmışsınız ve bu da size ağır fatura olarak döneceğe benziyor. Tabii önlem almazsanız. Rakipleriniz hatta kendi takımlarınız da dahil, hem size hem Takımlar Lideri’ne oldukça bilenmiş. Bu yüzden de avda kendi kararları doğrultusunda hareket edeceklermiş.”
Dora umarsız yüzle, “Bu bize tehdit olmaz,” dedi.
“Olur Dora, olur! Eğer ikinize karşı bu kadar avcı olursa olur!”
Onur, “Bu kadar endişelenmene sebep olan şey ne söylesene!” diyerek doğruldu.
“Avcıların tamamı ya da bir büyük bir kısmı kendi istedikleri gibi hareket edecek ve bu da kararsızlığa kararsızlık katmak demektir. Doruk’un Dora’ya olan zaafı da onların öfkesini çekmiştir.”
Dora birden öfkelenip, “Bu onları hiç ilgilendirmez!” dedi dişlerini sıkarak.
“Evet ilgilendirmez. Ama Doruk seni koruyacak şekilde avda onlara kural koyduysa, ki bunu yaptığına garanti ederim, işte tam da bu yüzden onların öfkesi sana yönelmekle kalmayıp kurtulması gereken bir düşman haline dönüştürmüştür.”
“Bu saçmalık!”
“Dora, Doruk diğerlerini tehdit etmeden bunu yapmamıştır. Başka türlü onları durduramaz. Bunu en iyi sizin bilmeniz gerek.”
Onur Cengaver’in söylediklerine hak verdi. “Cengaver haklı Dora. Doruk onları başka türlü durduramazdı,”
“Hem beni korumaya çalışıp hem de yanında olmaması… Bu çok saçma! Tüm bunlar yetmezmiş gibi avcılardan oluşan düşman takımı peşimde haa!”
“Bu yolda beraberiz Dora,” dedi Onur ayağa kalkarak.
“Sorun bu değil.”
“Ne peki?”
“Doruk benim yüzünden bir daha zarar görsün istemiyorum. Daha kaç kere beni koruyacak,” dedi dalgın gözlerle. Son cümleyi mırıldanır gibi söyleyince Onur ne söylediğini tam duyamadı.
O sırada Cengaver araya girip, “Bir konu daha var,” dedi.
“Bir düşman daha mı yoksa!” dedi Onur. Cengaver’den, “Evet!” yanıtı gelince, “Ciddi değilsin değil mi?” diyerek kaşlarını çattı.
“Maalesef ciddiyim Onur ! Bir dedikodu dönüyor ortalıkta.”
“Ne dedikodusu?”
“Üstelik sadece sen Dora’yı değil tüm avcıları ilgilendiren bir dedikodu.”
“Hadi anlat artık,” dedi Ayşıl. O da meraklanmış, hatta endişelenmiş görünüyordu.
“Arkadaşlar size bunu nasıl açıklayabilirim bilemiyorum ama, eğer dedikodular doğru ise avda dişi bozanlar varlık gösterebilmiş.”
“Dişi bozanlar mı!” diye tekrarladı Ayşıl. Hayrete düşmüş görünüyordu.
“Daha önce hiç duymadım,” dedi Dora. Onur’a dönüp, “Sen duydun mu hiç?” diye sordu.
“Hayır! Ben de hiç duymadım.”
“Duymasınız çünkü onlar yöneticilere bağlı değiller,” dedi Cengaver titreyen sesle.
“Kime bağlılar?” diyerek Ayşıl gözerini Cengaver’e dikti.
“Bu bizi ilgilendirmez Ayşıl.” dedi gözerini kaçırarak. “Bizi ilgilendiren kısmı dişi bozanların erkek bozanlara hiç mi hiç benzemediği. Onlar erkek bozanlardan çok daha tehlikeli ve acımasızdırlar! Pek bilinmezler, çünkü asla ortalıklarda dolaşmazlar! Özel durumlarda ya da emir üzerine çıkarlar.” dedi. Her kelimeyle korkusu katlanıyordu.
“Kimin emri? Neden buradalar?” diye sordu Dora gözerini kısıp.
“Onlarla ilgili gerçekleri tam olarak ne ben ne de bozanım bilir Dora! Dişi bozanlar bir çeşit hayalet gibidirler. Herşeyleri de gizli kapaklıdır!”
“Onlarla ilgili başka bilmemiz gereken bir şey var mı?” diye sordu Onur şüpheci bakışlarla.
“Onur onlara dair bilgim kısıtlı. Size söyleyebileceğim şey dikkatinizin çoğunu onlara vermeniz. Onlar birer katildir. Sadece sizi değil en sevdiğinizi de avlarlar. Onlardan korkmak yetmez, kaçmayı denemenizi öneririm,” dedi iyice içine kaçmış görünüyordu garip bir şekilde.
Dora ve Onur Cengaver’in anlattıklarından dolayı kafarlarında bir sürü soruyla birbilerine baktı. Daha en önemli soruları sormaya fırsat bulamadan Cengaver kaçarcasına odasına gitmişti.

31. BÖLÜM

Doruk’un Mesajı

Güneşli yeni gün de Cengaver elinde tavayla mutfak masasında diğerlerine kaşarlı yumurta ikram ederken bozanı dışarıdan hızlı adımlarla mutfaktan içeri girdi. Cengaver’e yaklaşıp kulağına bireyler fısıldadı. Cengaver, “Hey emin misin?” diye hayretle bakarken Ayşıl hafif aşağılanan bakışlarla, “Kim bilir hangi dedikoduyla geldi yine,” dedi.
Dora fincanını masaya bırakırken, “Dedikodudan fazlasını getiriyor, haksızlık etme,” dedi.
“Gereğinden fazlasını hem de… Tüm bozanların özel hayatını da buraya taşıyor. Kendinde olsaydı kendinden nefret ederdi.”
Dora sırıtırken Onur Cengaver’e, “Bilmemiz gereken önemli bir şey var mı?” diye sordu.
“Bence bunu öğrenmek işinize oldukça yarar!” dedi mutlulukla. Elindeki tavayı bırakıp sandalyeyi gıcırtıyla çekerek oturdu. “Bozanım alana dair bir çok dedikodunun döndüğünü söylüyor.”
“Bakın haklı çıktım. Dedikodu!” diye gözlerini devirdi.
“Bir dakika Ayşıl ! Önemli olabilir. Avda avantaj sağlayabilir. Doğru ise tabi,” dedi Dora Cengaver’e dönüp.
Cengaver Dora ve Onur’a yaklaşarak, “Bozanım dedikodular arasında gerçek bilgiye ulaşmış. Avın hangi alanda yapılacağının kesinleştiğini ve kimlerin bildiğini söyledi,” dedi.
Dora ve Onur heycanla nefeslerini tuttu.
“Alanı şu an sadece ve sadece yöneticiler biliyor.”
“Onlar da kimseye söylemez!” dedi Onur. Geriye yaslanıp, “Bozanın yeni bir şey söylemiyor yöneticiler zaten her zaman önceden bilir,” dedi umudu kırılarak.
“Kesinlikle! Bu bilgi bile sayılmaz,” dedi Dora.
“Bana sorsan ben de söylerdim,” dedi Ayşıl. Cengaver’i aşağılama fırsatını kaçırmakta gecikmedi.
“Hepinizin atladığı çok önemli bir detay var ama!” dedi kendinden emin
“Bozanının boş laflarının sana benzemesi gibi mi!” diye dalga geçmeye devam etti Ayşıl elinde fidanıyla.
“Hayır! Takımlar Lideri gibi!”
O anda üçü birden dikkat kesildi. Dora yumruk yemiş gibi, “Bu nasıl olur!” dedi.
“Takımlar Lideri Dora! Elbette bunun avantajı.”
“Bu avantaj değil! Düpedüz haksızlık!” diye itiraz etti Onur. Biraz düşündükten sonra, “Tabi Takımlar Lideri olunca av kuralları içinde gayet olur bir durum,” dedi kabullenerek.
“Hayır öyle değil,” dedi Cengaver. Sesini alçaltıp, “Dora’yı sadece kendisinin avlayacağı ve diğerlerininde Onur’u avlanmasına izin vereceği konusunda garanti vermiş. Avcıları da buna mecbur bırakabileceği koşuluyla yöneticiler de alanı söylemiş. Çünkü onlarda biliyor ki Doruk Dora’yı avlamakta çok da hevesli olmayacak. Eğer alanı söylerlerse Doruk istediklerini yapacağını söylemiş,” dedi.
Dora ve Onur göz göze geldi. Cengaver duruma anlam veremeyip, “Siz ikiniz ne düşünüyorsunuz?” diye merakla sordu.
Bir ağızdan yine, “Güney Yarışları!” dediler.
“Ne demek bu?”
“Doruk garanti vermiş Cengaver,” diye cevap verdi Dora.
“Eee ne olmuş yani?”
“Şu demek Cengaver, bu Dora ve bana bir mesaj!” dedi Onur kesin ifadeyle.
“Mesaj mı?”
“Evet ! Mesaj! Doruk kazanmak için ne zaman hamle yapsa önce garantiye alır da ondan!” dedi Dora gülümseyerek.
İkisi gözleriyle konuşurken Cengaver hiç bir şey anlamamış suratıyla, “Siz ne geçiriyorsunuz kafanızdan?” diyerek yüzünü buruşturdu.
Dora hepsine bakıp, “Doruk bize mesaj gönderdi. Onun tam olarak ne olduğunu anlamamız için Emsalsiz’in Kalbi’ne gitmemiz gerek. Öğrenmemiz için bizi çağırıyor,” dedi.
“Hem de hemen!” dedi Onur aynı fikirde olduğunu göstererek.
“Bu defa ben gelmem. Sizin tehlikeli ve aşırı adrenalin dolu yaşamınızı kalbim kaldırmıyor artık,” diye yine hemen itiraz etti Cengaver.
Ayşıl da tam tersine çılgın bir hevesle, “Ne olur ben de geleyim. Yardımım olur. Hem bu defa tecrübeleyim yardım konusunda ve gayet iyiyim. Lütfen beni de yanınıza alın,” diye yalvardı.
“Mümkün değil Ayşıl. Bu çok tehlikeli ve seni riske atamayız,” dedi Dora.
Onur’da kararlı sesle, “Orada bize düşman bir avcı ordusu olacak Ayşıl, asla olmaz!” dedi.
Ayşıl onların kesin ifadelerini görünce suratını asıp odasına gitti. Cengaver kendisinin de gitmediği için sevinçle, “Boşverin siz onu, ben teselli ederim,” dedi.
Dora ve Onur gözlerini açık kapıdan baktıkları aykırılarına dikip çoktan yapacaklarını kafaya koymuş ve planlamıştı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz