32. BÖLÜM

İNATÇI YOL ARKADAŞI

Dora ve Onur, Asil ve Gölge’yi alarak sabaha karşı Cengaver’in evinden çıktılar. Zifiri karanlık olmasa bile gün hâlâ aydınlanmamışken yola koyuldular. Herhangibir bozan tarafından yakanma ya da kovalamaca ihtilmali göz önünde bulundurarak oldukça dikkatli hareket ediyorlardı. Asil ve Gölge’ye şehrin çıkışına yakın bir yerde binerken hiç konuşmadan üzerlerindeki paçavraları çıkarmadılar. Emsalsiz’in Kalbi’ne varlıklarında da bu paçavralara ihtiyaç duyacakları kesindi. Orada saklamaları gereken sadece bozanlar değil, avcılar ve yönetici kadorosu da onları bekliyor olacaktı.
Safir Şehir’in çıkışına kadar konuşmadan ilerleyen ikili aniden durdu. Onur Gölge’nin üst kapağını açıp bekledi. Dora’da Asil’in üst kapağını açıp beklerken, “Davetsiz misafir haa!” dedi bu durumu zaten bekliyormuş gibi.
“Nazikçe geri gönderelim.”
“Bunun işe yaramayacağı konusunda eminim!”
“Fazla inatçı!”
“Geliyor!”
Yolun başından gelen ince ıslık gibi bir sesle Ayşıl aykırı bozması aracıyla göründü. Dora ve Onur’un kendisini beklediğini görünce yavaşlayıp suç üstü yakalanmış çocuk gibi boncuk boncuk bakan gözleriyle aracından indi. “Ne yani en başından beri takip ettiğimi anlamış olamazsınız!”
“Avcı olduğumuz için olabilir mi?” diye sert bir bakış fırlattı Onur.
“Lütfen ama… O kadar geldim… Geri yollamayın beni!” diye hemen yalvarmaya başladı.
“Ayşıl kaybedecek vaktimiz yok! Seni yanımıza alamayız. Hemen geri dön!” dedi Dora sert ama kararlı ifadeyle.
Ayşıl son bir umut Onur’a baktı. Onur’dan da beklediği desteği göremeyince pes ederek aracına bindi.
Ayşıl geri dönerken Dora söyle bir bakıp, “Onur hadi acele edelim, yoksa bu yol hiç bitmeyecek,” dedi.
Aykırılarına binerken etrafı kolaçan edip daha hızlı ilerlemeye başladılar. Birkaç saat bu şekilde devam ettikten sonra Safir Şehir’den tamamiyle kopup Emsalsiz’in Kalbi’ne bağlanan ince uzun yola ulaştılar. Kırmızı ve mavi ışıklı dalga gibi ilerlemeye başlamadan önce ikisinde en başından beri farkında oldukları durumu artık kabullemek zorunda kaldılar.
“Ne dersin artık yanımıza alalım mı?” dedi Dora.
“Hiç vazgeçemeyecek gibi duruyor. Yolun yarısına geldik. Geri göndermek haksızlık olur!”
Dora anı bir manevrayla Asil’i kendi etrafında geri çevirdi. Toz duman arasında aynı hamle Gölge’den geldi. Saatlerdir onları sinsi sinsi takip ettiğini sana Ayşıl ani manevra karşında şaşkınlığı yüzünden aracının savrulmasını engelleyemedi. Güç bela kontrolü eline alıp aracını yavaşlatıp inerken etrafta hâlâ tozlar sis gibi havadaydı.
“Neden bir türlü sizden saklamayı beceremiyorum,” dedi söylendi. Dora ve Onur aykırıların açık kapaklarından ona çatık kaşlarıyla bakarken, “Geri göstereceksiniz, biliyorum,” diye umutsuzca savrulan saçlarını düzeltti.
Onur Gölge’den inip Ayşıl’la doğru yürüdü. “Senin gibi azimli biri…”
“Ve inatçı…” diyerek tamamdı Dora.
“Bizimle gelmeyi hak etmiş demektir!” dedi.
Ayşıl duyduklarına inanamayarak sevinçle çığlık attı. “BU GERÇEK Mİ?”
“Eğer çığlık atmayı bırakıp, bizi yakalanma riskine sokmassan, seni yanımıza alamaya karar verdik,” dedi Dora etrafa bakıp.
Ayşıl hemen susup iki eliyle ağzını kapadı.
Dora Onur’a seslenip, “Yola devam edelim,” dedi.
Üçü birden hızla yola koyuldular. Gün aydınlatıp tekrar kararmaya başlayana dek dikkati elden bırakmadan bu şekilde ilerlediler. Yolda sadece yemek için durup dakikalar içinde tekrar yola devam ediyorlardı. Cengaver’in onlar için hazırlandıkları yiyecekler fazlasıyla doyurucuydu. Cengaver’in yemeği çok sevmesi onların işine yaramıştı. Basit gibi görünen enfes börek ve kurabiyelerin yanında bol meyveli içecek yolu daha çekilir yapıyordu. Dora, Onur ve Ayşıl bir süre sonra sık ağaçlarla kaplı patika yola girerken tek kelime etmediler. Emsalsiz’in Kalbi’ne çok yaklaşmışlardı ve yol kenarı ya da bir ağacın arkasına saklamış herhangibir bozan bütün planı bozabilirdi. Birkaç dakika sonra Emsalsiz’in Kalbi’ne varlıklarını, şehrin inanılmaz ihtişamlı yansıyan ışıkları onlara merhaba derken anladılar.
Ayşıl ikisinin ortasından manzaraya hayranlıkla bakarken, “Evinize hoşgeldiniz!” dedi.

33. BÖLÜM 

YÖNETİCİLER KATI

Dora, Onur ve Ayşıl gece yarısı Emsasiz’in Kalbi’ne giriş yaptılar. Bozanlardan herhangibirine yakalamamak için daha en başta karanlık ve tenha yolları tercih ettiler. Dora ve Onur, Asil ve Gölge’den inip önden yürüyerek etrafı kolaçan ederken Ayşıl’da kendi aracını arkasından köpek gibi sürüklüyordu. Hepsi de üzerlerindeki paçavralarla dikkat çekmemeye çalışıyordu.
Birkaç dakika boyunca artıkları her adımı hesap ederek ilerledikten sonra Dora diğer ikisinin duyabileceği kadar kısık sesle, “Nota’nın Kalbi’ne gidelim. Aykırı Korunağı’na ihtiyacımız olacak,”dedi.
“Bu çok tehlikeli değil mi?” diyerek itiraz etti Ayşıl.
Onur Dora’nın ne yapmak isteğini anlamıştı. “Aykırılar için bu gerekli Ayşıl.”
“Asil ve Gölge’yi oraya bırakacağız. Onlarla hiçbir şekilde hareket edemeyiz,” dedi Dora gözerini etraftan ayırmadan.
Ayşıl endişeli görünüyordu. “Onları orada diğerleri görmez mi?”
“Bu da aykırıların mahareti,” diyerek Onur Asil ve Gölge’ye baktı.
“Çok basit Ayşıl,” dedi Dora. Durup gözerini aykırılara dikti. “Siz ikinizin yapması gereken şey korunağın en karanlık köşesine yerleşmek. Büyük bir ağacı kalkan gibi kullanıp saklanın! Sıradan bir aykırı gibi görünmeye çalışın. Lider aykırısı heybetinizi unutun!”
“Ve unutmamanız gereken diğer şeyse, sizi almak için bile olsa oraya yaklaşmamızın dahi çok tehlikeli olacağı! Oradan kendiniz çıkacaksınız. Islığımızı duydunuz anda kovalamaca başlamış demektir!” diyerek Onur uyarıları tamamladı.
Ayşıl korkusunu saklamaya çalıştı. “Ne yani kesin bulacaklar mı bizi?”
Dora gayet rahat, “Buraya kadar gelip de bir kavalamaca yaşamadan çıkabilmek hayal Ayşıl! Amacımız işimiz bitirdikten sonra bunun olması. Ne kadar geç, o kadar iyi!” dedi.
Ayşıl’ın dehşete kapılmış yüzü arasında Nota’nın Kalbi’ne doğru yürümeye devam ettiler. Oraya elli metre kala sahil kenarında durdular. Dora Asil’in başını okşadı. “Seni dışarda bırakmam çok tehlikeli. Orada emniyette olursun.”
Ayşıl suratını toparlamaya çalışıp, “Onları başka biri ya da avcı, hatta bir yönetici götürmeye kalkarsa ne olacak! Hiç düşündünüz mü?” diye sordu.
Onur Gölge’nin tüylerini okşarken, “Bu mümkün değil Ayşıl! Sahibi olan bir aykırıyı hiç kimse alamaz! Hatta yerinden bile kıpırdatamazsın! Bunları biliyor olman lazım,” dedi.
“Avcı olmadığım için bazı detayları bilemiyor olabilirim,” derken gözerini yere çevirdi.
Dora vakit kaybetmeden sıkılıp, “Artık daha fazla oyalanmayalım. Aykırıları gönderelim,” deyip Asil’e, “Hadi!” diyerek başıyla işaret verdi. Onur’da Gölge’ye işaret verince iki aykırı kısık bir ıslık sesiyle Nota’nın Kalbi’nin bahçe kapısından süzülüp Aykırı Korunağı’na girdiler. Onlar karanlıkta faydalanıp kimseye fark ettirmeden Aykırı Korunağı’na girince Dora, Onur ve Ayşıl gergin derin bir nefes aldılar.
Dora hemen Ayşıl’a dönüp, “Ayşıl sen de aracını sahil kenarındaki kayalıkların arkasına gizle. Orada bir süre saklayabilirsin,” diye parmağıyla arkasındaki karanlık suları işaret etti.
“Tamam. Peki nasıl başlayacağız?”
“Doruk mesaj gönderdi ama onu nasıl bulacağımızı söylemedi. Arayacağız! Nerede olabileceğinin yanı sıra diğer avcıları da bi yoklayalım dedik, Onur ile birlikte.”
“Dora ve ben diğerlerini de kontrol edip ayrılmak istiyoruz.”
“Nerden başlıyoruz o hâlde?” diye sordu Ayşıl heyacanlı bakışlarla.
“Onur kendi takım binasına ben de kendi takım binama bakacağım.”
“Panter Binası’da bana ait. Eğer Dora giderse Seçkin onu kokusundan tanır. Nefreti çılgın boyutta.”
“Peki ben nereye bakacağım?” diye sordu Ayşıl kendisine yer kalmayacağından korkar gibiydi.
“Senin yerde burası,” diye Dora Nota’nın Kalbi’ni işaret etti.
“Orada avcıların ne yaptığını kotrol et,” dedi Onur.
Ayşıl ikisinin de kendisini başlarından savdığını hissedip bozularak baksada itiraz etmedi. “Kurt Binası ve Yöneticiler Binası ne olacak peki?”
“Yöneticiler Binası Dora da !”
“Kurt Binası’da benim,” dedi Onur gözerini Dora’ya çevirerek. Onu yola çıkmadan önce Kurt Binası konusunda güç bela ikna etmişti. Dora eğer Doruk ile orada karşılaşırsa duygusallığı yüzünden planın bozulmasını riske atmak istemiyordu.
Dora Onur’a isteksiz gözlerle baksa bile durumu önceden kabul ettiği için, “Birkaç saat sonra burada buluşuyoruz, ” deyip üzerindeki paçavraları düzeltti.
“Başlıyoruz,” diye Onur’da başlığını düzeltip aynı anda dağıldılar.
Dora hemen karanlık sokaklardan ilerleyip sahil kenarlarına vardı. Kimseye fark edilmemek için sahil kenarlarının en karanlık noktalarında ilerledi. Anka Binası’na vardığında ise karşı cadde de durup kafasını şöyle bir kaldırdı. Binayı süzdükten sonra ön kapıdan giremeyeceği için hemen arka tarafa yöneldi. Anka Binası’nın arka sokağına varınca binanın düz duvarına yapıştırılmış gibi duran demir, paslı, ince merdivenlerden yukarı doğru çıktı. Son basamağa adım attığında arkasına dönüp etrafı kolaçan etti. Kimsenin dikkatini çekmediğniden emin olunca ağaç dallarından nerdeyse görünmeyecek hâle gelmiş kapının yanık tokmağını tuttu. Cebinden Asil’den önceden kopardığı tüğü tokmağa koyar koymaz kapı yanarak açıldı. Dora kapıyı ayağıyla yavaşa itip içeri girdi. Ağaç yaprakları ve dallarından aşağısının boşluk olduğunu görebilmek imkansızdı. Dora bunu bildiğinden Asil’in ağacının dalına sessizce basıp aşağı baktı. Aykırı Korunağı’nda sadece Korhan ve Damla’nın kendi yuvalarında uyuklayan aykırıları dışında bomboştu. Binada sadece Korhan ve Damla’nın dışında avcı olamadığının kanıtıydı. Dora ağaçtan yavaşça indiği sırada tam yere adım atacakken gereksiz gürültülü bir iniş yaptı. Silkinmeye dahi kendine fırsat tanımadan koşar adım ağacın arkasına saklandı. Korhan’nın aykırısı hiç ara vermeden uyumaya devam ederken Damla’nın aykırısı tek gözünü açıp etrafta birşey bulamayınca geri kapattı.
Dora uyuklayan aykırıların rahatlığıyla olduğu yerden sesizce çıkıp binanın ön tarafına geçti. Tam Antreman Binası’na ilerleyecekti ki gülen gözleriyle merdivenlere bakan Damla’yı fark etmesiyle gerisin geri büyük binanın yan duvarına sakladı.
O sırada Korhan mermer merdivenlerden inip Damla’nın yanında alınca soluğu Dora bunun ne anlama geldiğini az çok anlatmıştı. Korhan Damla’ya yakın gibi görünse de Damla ona daha çok ilgi duyuyor gibi yapıyordu.
Dora onların ne konuştuğunu duymak için duvarın dibine yapıştı.
Korhan o sırada Damla’ya av hakkında soru soruyordu. Damla’da birşey bilmediğini söyleyince Korhan aniden sesini yükseltti. “TAKIMLAR LİDERİ HERŞEYDEN HABERDAR !!! AMA BİZ, TAMAMİYLE ONUN İNSAFINA BIRAKILACAK KADAR AV ALANINDAN HABERSİZ AVA ÇIKARILIYORUZ.”
“Sakin ol! En iyi kararı aldık nasılsa! Avda liderlerin hepsine meydan okuyup onları avlayacağız! Hemen hemen her avcı bizimle.”
“Hadi ama Damla! Bizimle olmayan avcılar da var.”
“Onlar önemli değil. Önemli olan bizimle aynı fikirde olanların çoğunlukta olması.”
“Üç lideri avlamak bizim tek sanşımız.”
“Zor olmayacak göreceksin. Ejderha Lideri Dora’ya önem veriyor. Dora hem Ejderaha Lideri’ne hem de Takımlar Lideri’nden vazgeçmez. Takımlar Lideri desen O sanki Dora için buradaymış gibi. Bu da işimizi kolaylaştıracak.”
“Liderler bir şekilde birbirinin zafı. Bunu kullanmalıyız.”
“Çok kolay olacak göreceksin.”
Dora ikisinin konuşmasından hiçbirşey bilmediğinden artık emindi. Sessizce duvarın dibinden Aykırı Korunağ’ına yürüdü. Aykırılara fark ettirmeden Asil’in ağacının dalından tutup tırmandı. Dış kapıya ulaşınca sessizce çıkıp merdivenlerin aşığı indi. Karşı caddeye geçti. Yöneticiler Binası’na doğru hızlı adımlarla giderken oradan da eli boş dönmemeyi umuyordu. Göze batmadan nihayet Yöneticiler Binası’na varabilmişti. Nasıl gireceğini düşünmeye başlamıştı ki fırsat kendiliğinden ayağına geldi.
Galip Bey’in aracı girişe doğru yaklaşıyordu. Girişteki görevli koşar adım Galip Bey’in aracına yönelince Dora’da açılan boşluktan faydalanıp rüzgâr gibi binaya süzüldü. Üzerindeki paçavra ardında savrulurken hemen asansöre bindi. Yöneticilerin katında inip sessiz koridorda Zafer Bey’in odasına doğru adım atarken Okyanus Hanım’ın odasından konuşma sesleri duydu. Hemen Okyanus Hanım’ın odasına doğru yöneldi. Tam kapıya yanaştığı anda asansör sesi geldi. Kapısı açılmaya başlayınca Dora panikle kendini koridorda bulunan eski ahşap dolabın arkasına attı.
Galip Bey asansörden söylenerek inip Okyanus Hanım’ın odasına girdi. Kapı açıldığı anda içerinden Zafer Bey ve Okyanus Hanım’ın hararetli tartışması koridorda yankılandı.
Galip Bey kapıyı kapatınca Dora’da saklandığı yerden çıkıp kapıya kulağını dayadı.
Galip Bey Okyanus Hanım’ın odasına girer girmez bağırıp çağırmaya başladı. “TÜM BUNLAR NE DEMEK OLUYOR OKYANUS ! DİPSİZ BU DEFA ÇOK İLERİ GİTTİ !”
Okyanus Hanım Galip Bey’i sakinleşmeye çalıştı. “Sakin ol Galip. Bu yaşananlar elbette kolay değil, ama lütfen sakinliğini koru!”
“NASIL SAKİN OLMAMI BEKLERSİN HAA !!! DİPSİZ BENİM LİDERİMİ NASIL ALIR, NASIL !!! BU BENİM TAKIMIMA MÜDAHALE DEMEKTİR. KARŞILIĞI DA ÇOK AĞIRDIR !!!”
“Saçmalama Galip! Birincisi Seçkin’in liderliğini Dipsiz almadı. Kararı Takımlar Lideri verdi. İkincisi Seçkin kural falan tanımıyordu ki, bunu çoktan haketmişti. Üçüncüsü, Emsalsiz’de kimse kimsenin takımına asla ve asla müdahale edemez, kimse aklına getirmeye bile cesaret edemez! Unutmaki bunun ne demek olduğunu en iyi bizler anlarız!” Okyanus Hanım birden kasvetli bir şekle büründü. Zafer Bey’de bakışlarını yere çevirip sessiz bir iç çekti.
Galip Bey zora ki sakinleşmeye bürünüp, “Peki şimdi ne olacak söyler misin? Yoksa tüm kararları Doruk mu alacak?” diye dişlerini sıktı.
Okyanus Hanım ağzını açmaya fırsat bulamadan Zafer Bey cevabı yapıştırdı. “Apaçık görünüyor Galip, Takımlar Lideri’nin insafına kaldık,” diyerek hırladı.
“Beyler sakin olun! Son derece haklısınız! Dipsiz bir çok kuralı av sırasında olabilecek herşeyi, hatta hatta takımların genel gidişatını Takımlar Lideri’ne vererek kural falan bırakmadı! Benim de sabrımı zorlayan birçok şey oluyor. Fakat aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli noktayı kaçırıyorsunuz!”
“Neymiş o? Yoksa artık yönetici konusuda mı Takımlar Lideri’nde” dedi Zafer Bey durumu hafife alarak.
Okunus Hanım karanlık sesle, “Beyler en önemli noktayı unutmaya cesareti olan var mı! Emsalsiz ne zaman öfkeye gebe kalsa soğuk katil karanlığı nefes diye çektirir!” dedi durumun asla hafife gelir yanının olmadığını kanıtlamak istercesine.
Zafer ve Galip Bey Okyanus Hanım’ın sözleri üzerine garip şekilde buz kesmişti. Birbirlerine bakmaya korkan gözleriyle suskunlukları konuştu. Oda da karanlık nefes dolaşmış gibi hepsi suspus oldu.
Dora dışarıdan durumu asla anlayamazken Galip Bey kapıya yöneldi. Arkasına dönmeden kapıya bakarak, “Okyanus eğer takımıma zarar gelirse ortada lider falan bırakmam,” diye tehdit etti.
Galip Bey kapıyı açıyordu ki Dora kendini çoktan dolabın arkasına atmıştı.
Garip Bey asansörle gidince Zafer Bey, “Benim liderime dokunmasına da ben izin vermem,” dedi.
“Senden önce Doruk buna izin vermez, Onur’da öyle,” dedi.
Onlar konuşmaya devam ederken Dora Zafer Bey’in de kapıya yönelmesini beklemeden dolabın arkasından çıkıp asansöre bindi. Daha fazla önemli birşey duyacağını ummadığından oyalanmadan gitmeye karar verdi. Girişteki görevli Garip Bey’i geçirirken Dora yine aynı fırsatı değerlendirip kendini dışarı attı. Kafasında yüzlerce sorularla yürürken birkaç dakika sonra Takımlar Birleşme Yolu’na vardı. Biraz ilerleyince yolun yarısında önünde iki seçenek olduğunu fark etti. Ya düz devam edip Nota’nın Kalbi, ya da yan yoldan ilerleyip Kurt Binası seçeneği, hangisine gidecekti!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz